Hüseyin GÜLTEKİNhgultekin@yeniasya.com.tr
| Toplumdaki savrulma devam ediyor | ||||
| ||||
Devletin, vatandaşın uhrevî hayatına yönelik hizmetlerin başında ilk akla
gelen; onları içki, kumar, uyuşturucu gibi her türlü kötü alışkanlıktan uzak
tutmak amacıyla gerekli tedbirleri almak olabilir meselâ. Bu gibi tedbirleri
almak hükümetler için aynı zamanda vatandaşa karşı fazladan yapılacak bir
iyilik, bir lütuf olmayıp, aynı zamanda bir vazife ve sorumluluktur. Meselâ
Anayasanın 58. Maddesi devletin vatandaşlarını, bilhassa da gençleri bütün kötü
alışkanlıklardan korumakla yükümlü olduğunu söylüyor. Dolayısıyla bu vazife ve
yükümlülüklerini yerine getirmeyen hükümetler bir bakıma suç işlemiş
oluyorlar.
Vatandaşı kötü alışkanlıklardan korumaya yönelik kanun ve yönetmelikler yeteri kadar olmasa da eskiden beri vardı. Hatta bunlara yenileri de eklendi. Son olarak içki tüketimine getirilen bazı sınırlamalarla ilgili kanun bunlardan birisi. Yürürlükte olan eski ve yeni kanun ve düzenlemelere rağmen müsbet manada toplumda bir değişiklik olmamakla beraber, kötü gidişat artarak devam ediyor maalesef. Kötü alışkanlıklar dediğimiz içki, uyuşturucu, kumar v.s. gibi illetlere olan bağımlılıklar her gün artarak devam ediyor. Sınır tanımayan müstehcenlik ve bunun bir sonucu olan cinsel tacizler, evlilik dışı beraberlikler artık normal karşılanır hale geldi toplumda. Türk aile hayatı artık çatırdıyor. Aile kavgaları ve boşanmalar artarak devam ediyor. Türkiye halen Müslüman ülkeler arasında içki tüketiminde Lübnan’dan sonra ikinci sırada yerini koruyor. Ve Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı bir ankette Türk halkının yüzde kırkı huzursuz… İnsanî yönünü bir tarafa koysak bile yürürlükteki anayasamız ve ilgili diğer kanun ve yönetmelikler dahi toplumun bu tehlikeli gidişatına cevaz veriyor mu? Başta gençlerimiz olarak bütün bir milletin geleceğini tehdit eden bu ve benzeri kötü alışkanlıklara yürürlükteki kanunlar müsaade ediyor mu? Kanunlarımıza göre içki, kumar, uyuşturucu serbest mi? Cadde ve sokaklarda kadınlı erkekli insanların yatakodası kıyafetleriyle laubali bir şekilde çevrelerindeki insanları rahatsız etmelerine kanunca bir sınırlama yok mu? Çocuk yaştaki yavrularımızın gece yarılarına kadar internet kafelerinde o taze beyinleri tar-ü mar eden dizileri seyretmelerine kanunlar izin veriyor mu? Kanunların bu tehlikeli gidişata izin vermediğini başta yetkililer olmak üzere herkes biliyor. Maalesef kanunlar uygulanmıyor. Yetkililer bu kötü gidişatın ciddiyetini dikkate almıyor ve kanunları uygulamıyorlar. Yoksa yetersiz olmakla beraber yetkililer mevcut kanunlar çerçevesindeki yetkilerini kullanabilseler, büyük çapta bu tehlikeli alışkanlıkların önü alınır ve toplumdaki bu yozlaşmanın, bu ahlâkî çöküntünün çaresi bulunur. Görünen tablo o ki, kanun çıkarmakla iş bitmiyor; masaların çekmecelerinde duran kanun ve yönetmelikler derde deva olmuyor. Uygulanmayan en etkili, en ideal kanunlar da olsalar bir işe yaramıyor. Kanun ve yönetmelikleri uygulayacak kararlı, cesur yetkililere ihtiyaç var. Öte yandan, toplumdaki bu ahlâkî aşınma, bu tehlikeli savrulma gösteriyor ki baştakilerin dindar olması, toplumdaki dindarlığı netice vermediği gibi, bu gibi yozlaşmaları önleme noktasında da derde deva olmuyor. Öyle tepeden inme bir şekilde toplumun dindarlaşması sağlanmıyor. Çözüm makamında oturanların her fırsatta dinî argümanları kullanarak, “Kimse bizden tinerci gençlik yetiştirmemizi beklemesin; elbette dindar bir nesil yetiştireceğiz” gibi kulağa hoş gelen sözlerinin de, dindar milletimizin nabzını tutmaya yönelik, siyaseten söylenen sözler olduğunu biliyoruz. | ||||
| 30.09.2013 |



M. Ali KAYA Milli Eğitim Bakanımızın “Yeni Eğitim Sistemi” konusunda 1+4+4+4 olmak üzere 13 yıl “Zorunlu Eğitim” projesi konusunda 27 senelik bir “Eğitimci” ve “Eğitim Yöneticisi” olarak sorulmasa da söz söylemeye hakkımdır. Her şeyden önce 13 yıl zorunlu eğitim yanlıştır. Eğitim Bakanlığının İlk ve Ortaöğretimde çocuklarımızı 13 sene zorunlu olarak güya okumaya zorlaması kadar eğitime zarar veren bir durum yoktur.
1. Temel Eğitim: (6-12 Yaş) Temel eğitim 6 yaşından itibaren 12 yaşına kadar her öğrencinin öğrenmesi gereken temel bilgileri veren eğitimdir. Bu eğitimde öğrencilere Okuma, yazma, konuşmayı öğretme yanında, temizlik ve ahlak/davranış eğitimi verilmelidir. Çocuk işlerini görgü kurallarına göre yapmasını öğrenmelidir. Ayrıca Matematik, Dini Eğitim, Fen Bilgileri ve Sosyal Bilgileri öğrenmelidir. Ayrıca “Çoklu Zekâ Kuramı” esas alınarak öğrencinin zekâ tanımının yapılacağı, el becerileri ve kabiliyet testlerinin uygulanacağı ve buna göre yönlendirme yapılacağı bir eğitimdir. Öğrenci bu dönemde akademik eğitime veya sanat eğitimine yönlendirilmelidir. Bilhassa sanat ve kabiliyet becerileri keşfedilerek buna göre yönlendirmenin yapılacağı dönem bu dönemdir. Bu nedenle bu eğitim “zorunlu eğitim” olmalıdır.




